Antalya'daki yeni operasyonumuz hakkında bilgi verir misiniz? Türkiye'nin dış hat trafiği açısından en yoğun ikinci merkezi olan Antalya Havalimanı’ndaki duty free operasyonumuzu ve bölgedeki pazar potansiyelini nasıl değerlendiriyorsunuz? Yeni bir operasyon olarak ATÜ’nün buradaki varlığının önemi ve ilk hedefleriniz nelerdir?
Antalya operasyonumuz “Extention” adı ile anılan ve genişleme sonrası faaliyete geçen yeni terminal dahil 3 terminal binasına yayılmış durumdadır. 2025 senesi içerisinde 20 mağaza noktası ve toplamda 10 bin metrekare ticari alan ile toplam metrekaresi 3000’i aşan 5 adet depo alanı ile hizmet vermekteyiz. 2026 senesinde açmayı planladığımız yeni mağazalarımız ile 12 bin metrekare üzerinde ticari alan ve eklenecek mahaller ile birlikte 9 bin metrekareye yakın depo alanına sahip olacağımızı öngörüyoruz. Operasyonumuzun büyüklüğünü size çarpıcı bir detayı paylaşarak aktarmak isterim; “Terminal 2 Extension Main mağazamız, merkezinden geçen yolcu yürüyüş hattı ile 4500 metrekareye ulaşan Türkiye’nin en büyük ‘walkthrough’ mağazası olma özelliğine sahiptir.” 2026 senesinde yaklaşık 1600'e ulaşmasını planladığımız çalışan sayımız ile yıllık 33 milyon yolcuya hizmet vermeyi planlıyoruz.
En önemli amacımız elbette finansal hedeflerimize ulaşmak. Tüm bunları gerçekleştirirken, 25 yıllık ATÜ kültürünü Akdeniz bölgesine başarıyla entegre ederek, bölgenin en çok tercih edilen işverenlerinden biri haline gelmek ve operasyonel sürdürülebilirliği sağlamak da stratejik önceliklerimiz arasında yer alıyor. Başarının temelinde, huzurlu bir operasyon ortamında görev yapan mutlu çalışanlar ve onların yarattığı memnun müşteriler yer alır. İşte ATÜ kültürü, tam da budur zaten.
Yeni bir operasyon olarak, yerel ve uluslararası paydaşlarla iş birliği süreçlerinizi nasıl kurdunuz ve yürütüyorsunuz? Bu iş birlikleri operasyonlarınızın başarısına nasıl katkı sağlıyor?
İstanbul merkez ofisimizde, iş birliklerini yöneten ve operasyonel süreçleri destekleyen son derece güçlü ekiplerimiz zaten mevcut. Onların katkısıyla sağlam bir yapı inşa ettik. Antalya bölgesinde ise bu güce güç katacak yeni transferlerle ekibimizi daha da kuvvetlendirdik. Kısacası, yerel ve uluslararası paydaşlarımızla yıllardır süregelen iş birliklerimizi Antalya platformuna da taşıdık. Değişen tek şey, artık çok daha büyük ve etkili bir yapıya sahibiz.
Antalya Havalimanı'ndaki operasyonumuzda müşteri alışveriş alışkanlıklarından bahseder misiniz? Ürün-kategori bazında en fazla tercih edilen ürünler hangileri? Antalya'ya gelen farklı milliyetlerden yolcuların (Rus, Alman, İngiliz, diğer Avrupalılar vb.) ilk tercihlerinde belirgin farklılıklar gözlemliyor musunuz?
Antalya Havalimanı, ağırlıklı olarak Alman, Rus ve İngiliz milliyetlerinden yolcuların tercih ettiği bir turizm destinasyonu olarak öne çıkıyor. Ticari stratejilerimizi belirlerken bu demografik yapı en önemli referans noktalarımızdan biri oldu. Elbette diğer milliyetlerden gelen yolcuları da göz önünde bulundurarak ürün ve hizmet yelpazemizi şekillendiriyoruz. Milliyet bazlı ilgi alanlarında özellikle tütün ve parfüm kategorileri öne çıkarken, niş parfüm markalarımız yolcular tarafından büyük ilgi görüyor. Bununla birlikte, farklı ürün ve kategorileri sunmak adına yatırımlarımızı çeşitlendirerek deneyimi zenginleştirmeye devam ediyoruz.
Antalya'daki yeni mağazalarımızda müşteri deneyimi ve satış performansına yönelik ilk izlenimleriniz nelerdir? Mağazaların konsepti ve sunulan hizmetler, yolcular üzerinde nasıl bir etki yarattı?
Antalya Havalimanı T2 Extension mağazamız, geniş alanı ve etkileyici mimarisiyle yolcuların ilgisini çekiyor. Walkthrough konsepti sayesinde, yoğun sezonda günde 90 bini aşkın yolcu mağazamızdan geçiş yapıyor. Bu yüksek etkileşim, alışveriş motivasyonunu artıran, içinde bulunmaktan keyif alınan bir alan yarattığımızın en somut göstergesi. Nitekim kişi başı harcama oranlarındaki artış da bu yaklaşımımızı destekleyen analizlerle doğrulanıyor. T2 Terminali’nin büyük ve yeni olması, ilk kez gelen yolcularda başlangıçta bir yön bulma endişesi yaratabiliyor. Ancak sezon sonunda tüm operasyonel süreçlerin tamamlanması ile düzen biraz daha oturduğunda, alışkanlığın kazanılacağına ve pozitif etkilerin daha net hissedileceğini düşünüyorum.
Old Bazaar mağaza konseptimizle hem bölgesel hem de Türkiye’ye özgü yerel ürünleri yolcularla buluşturuyor, ürün çeşitliliğimizi sürekli geliştiriyoruz. Moda Aksesuar tarafında ise Luxury Square ve monobrand mağazalarımız aracılığıyla dünya markalarını yolcularla buluşturuyoruz. Bu mağazalar aynı zamanda Antalya’da yaşayan iş dünyası ve cemiyet çevrelerinin de ilgisini çekerek sadık bir müşteri kitlesi oluşturuyor. 2026 yılında açılacak yeni mağazalarımızla özellikle lüks markalarımızın etkisinin daha da artacağına inanıyorum.
Yeni bir operasyon kurma ve yürütme sürecinde karşılaştığınız operasyonel zorluklar neler oldu? Bu zorluklara nasıl yaklaştınız ve bu süreç size ve ekibinize hangi değerli deneyimleri kazandırdı?
Her şey bir laptop ile bir kafeteryada çalışmakla başladı. Ardından ofisleri planladık. Bir kişiydik, on olduk… sonra yüz, derken bugün 1.100 kişilik dev bir operasyon haline geldik. Zorlu önemlerden geçtik ama azimle devam ettik. Tüm departmanlarımız, tüm enerjisini Antalya için harcadı. Uykusuz geceler yaşandı. İlk olarak sadece 3 günde 4.000 metrekarelik ticari alanı açtık. “İmkânsız”, “Yapılamaz” denildi… ama biz yaptık. Zoru başardık. O dönemde sürecin içinde olan herkes ne demek istediğimi çok iyi bilir. Geriye dönüp bakıldığında, detayların ağırlığı altında aslında bir başarı hikayesi yattığı çok net görülüyor. O süreçte kimse fazla çalıştığı için şikâyet etmedi. “İşimi bitirmeden gitmem!”, “Sen git dinlen, ben buradayım.” gibi cümleler, o dönemde depocusundan yöneticisine herkesin dilindeydi. Açılışımızı yaptığımızda yabancı paydaşlarımız bile o klasik sloganı bizim için söylediler: “Çılgın Türkler!” Bunları yazarken, sanki o süreci yeniden yaşıyor gibiyim. O zor günlerde yanımızda olan herkese bir kez daha teşekkür etmek istiyorum. Bugün geldiğimiz noktada, burada oluşan temel öyle sağlam ki… Bundan daha büyük bir deneyim ve kazanım düşünemiyorum.
Antalya'daki operasyonel süreçlerinizi geliştirmek ve müşteri deneyimini artırmak için teknolojiden (dijitalleşme, yeni ödeme sistemleri, kişiselleştirilmiş alışveriş deneyimleri vb.) nasıl faydalanmayı planlıyorsunuz veya bu anlamda ilk adımlar neler oldu?
CIP Lounge mağazalarımızda, müşteri memnuniyetini artırmaya yönelik özel bir uygulamayı hayata geçirdik. Lounge’a gelen ve ana mağazada alışveriş yapmak isteyen yolcularımıza, uzman bir asistan eşlik ediyor. Alışveriş süresince birebir destek sunulan bu hizmet sayesinde hem alışveriş potansiyelini artırıyor hem de müşteri memnuniyetini en üst seviyeye taşıyoruz.
Dijitalleşme vizyonumuz doğrultusunda birçok projeyi Antalya operasyonumuzda hayata geçiriyoruz. Mağazalarımızda 16 adet self-checkout kasa bulunuyor; yolcularımız bu kasalar sayesinde ödemelerini hızlı ve kolay bir şekilde kendileri gerçekleştirebiliyor. Bu sistem, hem müşteri deneyimini iyileştiriyor hem de inovatif yaklaşımımızın bir göstergesi olarak dijital dönüşüm sürecimize katkı sağlıyor.
Bir diğer önemli projemiz ise yapay zeka destekli kameralarla mağaza içi ticari performansın ölçümlenmesi. IT ekibimiz sürecin son aşamasına geldi. Proje devreye alındığında, yolcuların alışveriş davranışlarını daha sağlıklı analiz edebilecek, mağaza içi yoğunlukları saat ve bölge bazında değerlendirebileceğiz.
Önümüzdeki aylarda demo uygulaması planlanan bir başka yenilik ise robot projemiz. Yapay zeka destekli, insan görünümlü robotlarımız mağazalarımızda yer alacak ve yolculara eşsiz bir alışveriş deneyimi sunacak. Promosyon tanıtımlarından tutun da müşteri bilgilendirmeye kadar birçok alanda aktif rol üstlenecek bu robotlar, hem etkileşimi artıracak hem de teknolojiyle müşteri deneyimini bir araya getirecek.
Antalya operasyon ekibinizin kurulum sürecinden ve mevcut ekip yapınızdan bahseder misiniz? Yeni bir ekip olarak uyum ve motivasyonu sağlamak için hangi stratejileri uyguluyorsunuz?
Pek tabii kurulum sürecinde ATÜ’nün kendi iç kaynaklarından faydalandık. Diğer bölgelerden transferlerle temeli oluşturduk. Bu noktada, ATÜ kültürünü taşıyan ekiplerle ilerlemek bizim için kritik öneme sahipti. Ardından İnsan ve Kültür departmanımız adeta Antalya’ya kamp kurdu. Düşünün; 1000 kişiyi aşkın bir operasyonun insan kaynağını sıfırdan planlıyorsunuz. Yüzlerce değil, binlerce kişiyle görüşmeler yapıldı. Süre kısıtlıydı, ihtiyaç netti. Ne mutlu ki, ilmek ilmek örülerek en doğru ekip arkadaşları bulundu ve çok sağlam bir temel atıldı. Sonrası, dönen çarklar gibi kendi ritmini buldu. Bu süreçte emeği geçen herkese gönülden teşekkür ediyorum.
Antalya operasyonunun farkı, işte bu temelden geliyor. Yukarıda anlattığım her detay, bugün çalışanlarımızın iç motivasyonunun ve operasyonun ne kadar güçlü bir zemine oturduğunun göstergesi.
Operasyon yönetimi olarak en çok önem verdiğimiz konu ise şeffaflık ve ulaşılabilirlik. Herkes hata yapabilir. Önemli olan, o hatanın tekrar etmemesini sağlayacak bilgiyi, elini omzuna koyarak aktaracak bir yöneticinin varlığıdır. Bu samimi iletişimle bir iklim yaratmaya çalışıyoruz. Ekibine dokunan, ortak eden, cesaretlendiren ve en önemlisi adil saha yöneticileri yetiştiriyoruz. Elbette ki hata, yanlışa dönüştüğünde gerekli disiplin duruşunu da sergilemekten geri durmuyoruz.
Antalya gibi uluslararası bir turizm merkezinde, yepyeni bir operasyonun başında olmak size hangi profesyonel ve kişisel deneyimleri kazandırdı? Bu yeni başlangıcın sizin için anlamı nedir?
Bu seviyede bir operasyonun başındaysanız, havalimanı ve bölgedeki tüm paydaşlarla—resmi otoriteler dahil—kuracağınız ilişkilerin güçlü ve dirençli olması şart. Daha önce liderliğini üstlendiğim operasyonlarda da bu konuya her zaman özel önem verdim. Diğer yandan, sahada güçlü bir yönetici ekibiniz varsa—ki bu konuda kendimi gerçekten çok şanslı hissediyorum—büyük resme odaklanmak için alan yaratabiliyor, stratejik kararları daha tutarlı ve inançla alabiliyorsunuz.
ATÜ’de 25. yılımdayım. İstanbul Merkez ofisteki birçok çalışma arkadaşım, yöneticim ve diğer bölge operasyon liderleriyle yıllardır süregelen, temeli sağlam ilişkilerim var. Hepsi bir telefon kadar yakın. Biliyorum ki bir ihtiyaç anında, o tuşların ucunda mutlaka biri, bana ve operasyonuma destek olmak için elinden geleni yapmaya hazır olacak. Bu güven, bana güç veriyor. Bazıları için “yeni bir başlangıç” anlamlı olabilir. Ancak benim gibi Atatürk Havalimanı sürecinden itibaren ATÜ ailesinde olan çalışma arkadaşlarım için bu yeni bir başlangıç değil. Biz ATÜ olarak sadece geri döndük. Bıraktığımız yerden, aynı inançla, aynı tutkuyla devam edeceğiz. Hep birlikte.